Sosyal Medyayı Bükenler: Z Kuşağı Sakinleri

sosyal-medyayi-bukenler-z-kusagi-sakiinleri

Gelelim Y kuşağına. Onların da neredeyse hepsi sosyal medya olmadan büyüdü. Bir kısmı nispeten de olsa sosyal medya ile tanıştı ama günümüzdeki şekli ile büyümediler. Onların arkadaşları da çoğunlukla okuldan, işten, mahalleden oldu. Bir süre sonra genç yaşta onların hayatına da sosyal medya dâhil oldu. Kendilerini burada göstermekten çekinmediler. Mahalledeki arkadaşlarına benzer kişileri bu platformda bulanlar, internetten yeni arkadaşlar edindiler. Fakat yine de ikna olmak, dertleşmek veya sitem etmek için kendilerini somut olarak göstermeleri onlar için en iyi yol oldu.

X kuşağında yer alan bireyler, sosyal medya ile büyümemiş bir nesil. Bırakın sosyal medyayı, internetle bile çok geç tanıştılar. Çevrelerinde hep yakından gördükleri, fiziksel olarak gördükleri insanlar vardı. Mahalleden, okuldan, işten arkadaşları oldu. Arkadaşlık, dayanışma gibi kavramları hep yüz yüze, yan yana tartıştılar. İsteklerini, arzularını hep sesli olarak ifade ettiler. Hal böyle olunca, onları ikna etmek için yanlarına gitmeniz, onlarla çay-kahve içmeniz ve gözlerine bakarak konuşmanız gerekti çünkü onlar böyle büyüdüler.

Şimdi, Z kuşağı sakinlerini, özel olanları tartışalım. İnternet kavramını en son duyan ama tamamen onunla büyüyen bir nesli konuşalım. Onlar doğmadan, anneleri ve babaları kendilerine çoktan telefon ve bilgisayar almışlardı. Ebeveynlerin işi teknoloji, özellikle sosyal medya ile birlikte çokça rahatladı. Gün içinde çocuğu kişisel özveri ile tatmin etmek artık gerekli değildi. Telefona indirilen bir oyun ile çocuk saatler geçirebilir ve bundan zevk alabilirdi. Aldı da. Okul yaşına gelmeden önce apartmandan birkaç komşu çocuğu dışında arkadaşları olmadı. YouTube’da izledikleri insanlar zaten onların en yakın arkadaşıydı. Oyun oynamalarına bile gerek yoktu, onları izlemeleri yeterliydi. Oynamış gibi zevk alabiliyorlardı… İşte, sosyal medya ile büyüyen bu nesil; dilini, zevklerini, beklentilerini tamamen buraya göre oluşturdu. Sosyal medya artık onlar için olmazsa olmaz bir hale geldi. Kendi zevklerini öğrendiler ve binlerce içerik arasından kendilerine en çok uyanı aradılar, sonunda buldular. Buldukları bir süre sonra keyif vermemeye mi başladı? Hiç beklemediler, aynı konsepti başkasından takip ettiler. Zevkleri, takipleri sürekli değişti. Zaman geçtikçe çok daha tatminsiz, çok daha sabırsız oldular ve sadece ilk bakışta dikkatleri çekilebilir bir hale geldiler. Sonunda, kendilerini tamamen buraya adadılar ve onlar için asıl mesele sosyal medyada var olmak oldu. Gerçek olan, gerçekten sosyal olan dünya artık onlar için ‘’dış dünya’’dan başka bir şey değildi.

İçerisinde milyarlarca insanın olduğu bir platform hayal edelim… Gencinden yaşlısına, az okuyanından çok okuyanına, zengininden fakirine… Her türden, her dinden, her ırktan insanın var olduğu. Hayal ettik mi? Süper. Şimdi, her şeyi bir kenara bırakıp bu kullanıcıları sadece yaşlarına göre ayrıştıralım. Sosyologlar bunu bizim için yapmışlar ve insanları doğum tarihlerine göre X, Y ve Z kuşağı olarak üçe ayırmışlar. Z kuşağı diye tabir edilen bu insanlar, onların dışında milyonlarcası daha olmasına rağmen bir şekilde bu koca platformu kendi tarafına çekmeyi başarmışlar. Üstelik, diğer kuşaklara göre tatmin edilmesi ve uzun süre aynı yerde tutulması en zor taraf olmalarına rağmen. Tamam, ama bunu nasıl yapabilirler? Sayıca üstün olmalarından mı kaynaklanıyor? Hayır, öyle olsaydı bu platform Çin’deki veya Hindistan’daki insanlara özel yapılırdı. O halde Z kuşağının farklı bir özelliği olmalı ama ne! Evet, tatminsizler. Evet, aynı yerde uzun süre durmaları zor. Evet, bağımsızlığı seviyorlar… Evet, teknoloji ile büyüdüler. İşte bu! Cevap burada saklı.  Nasıl mı?

+90 216 349 35 89

Z kuşağının sosyal medyada takındığı bu tavır, markaları hedef kitleleriyle sosyal iletişim kurmaya, onlarla birlikte sosyalleşmeye itiyor. Bu, artık bir ihtiyaçtan ziyade gereklilik. Hangi marka olursanız olun, sosyal medyada yalnızca ürününüzü-hizmetinizi tanıtmanızın çok fazla faydası yok. Eğer hedef kitlenizi dâhil ettiğiniz içerikler kurgulamıyorsanız, onlarla konuşmuyorsanız, bir süre sonra kaybolmanız çok olası. Markanızın tamamen yok olmasından bahsetmiyorum, sadece sosyal medyadan beklediğiniz verimi alamazsınız. Satışlarınızı artıramazsınız, yeni takipçiler kazanamazsınız, marka algınızı Z kuşağının gözünde olumlayamazsınız. Sosyal medya, kişisel hesaplar için kurulmuş bir platform. Markanız veya markalar buraya yalnızca adapte oldu. Siz, burada yalnızca bir marka değil, bir kişisiniz. Kim olduğunuz sosyal medyada algılanır. İyi biri misiniz? Kötü müsünüz? Yardıma muhtaç olanlara yardım ediyor musunuz? Trendleri yakalayabiliyor musunuz? Enerjik misiniz? Z kuşağı, tüm bunları ve çok daha fazlasını, sosyal medya hesabınıza bakarak anlayabilir. Onların, sizin marka kültürünüze adapte olmasını, sahip çıkmasını veya ilerletmesini istiyorsanız, onların dilinden konuşmalısınız. Bu dili bir post ile, hikâyelerde soracağınız bir soru ile veya yaptığınız bir sosyal sorumluluk ile yakalayabilirsiniz.

Unutmayın, sosyal medya Z kuşağının hükmünde olan bir yer. Onlara hitap etmezseniz, istediklerini vermezseniz kaybedersiniz.

Exit mobile version